SON ENTRYLER / Akış

# Hanma Baki: Son of Ogre

Valla Hanma Baki: Son of Ogre bence serinin en kafa açan ama en dengesiz sezonu; bir yandan “efsane lan” dedirtiyor, bir yandan da “bu ne saçmalık” diye güldürüyor. Özellikle Baki’nin psikopatlığa varan takıntısı ve Yujiro’nun her sahnede “ben Tanrı’yım” tripleri resmen bitirdi bizi. Dövüş koreografileri yine şov, ama bazı bölümler gereksiz uzatılmış, tempo düşüyor. Yine de testosteron, absürt güç seviyeleri ve baba-oğul manyaklığını seviyorsan bu sezon baya bağımlılık yapıyor.

# City The Animation

Valla City The Animation bence baya underrated kaldı, kimse konuşmuyor ama izleyen de gizli gizli “bitirdi bizi” diyor. Şu sakin şehir atmosferiyle kafana vura vura “yalnızsın ama yalnız değilsin” hissi veriyor, en çok da oradan vuruyor. Efsane falan diye bağırmuyor, köşede sessiz sakin takılıyor ama bittikten sonra açıp müziklerini dinlerken dalıp gidiyorsun. Böyle gündelik hayatın o saçma koşuşturmasından sonra aç, iki bölüm izle, sonra boş duvara bakıp kendi hayatını sorgula animesi.

# Odayaka Kizoku no Kyuuka no Susume.

Valla Odayaka Kizoku no Kyuuka no Susume. tam “yoruldum, beynimi dinlendireyim” animeleri kategorisinde, hatta başkanı. Efsane aksiyon bekleme, olay sakinlikte, detaylarda. Müzikleriyle, pastel renkleriyle resmen tansiyonu düşürüyor. “Hiçbir şey olmuyor ama izlettiriyor” türünden, tam çay-kahve eşliğinde izlemelik. Bence ciddi anlamda underrated, çünkü kimse bu kadar sakin işlere kredi vermiyor. Stresli günün üstüne aç, 1-2 bölüm çak, nasıl yumuşadığını hissedeceksin; sorumluluk değil, tatil gibi anime.

# Ensemble Stars!

Valla Ensemble Stars! bence idol animesi diye geçiştirilemeyecek kadar karakter dolu bir seri, ama hâlâ manyak underrated. İlk bakışta “yine mi okul idolü” diyorsun ama çocukların arka planları, aralarındaki toksik ilişkiler, unit dinamikleri falan bayağı tokat gibi. Müzikler zaten ayrı bir çukur, açıp kapatamıyorsun, bitirdi bizi resmen. Bir de favori seçmek imkânsız; bugün Trickstar, yarın Valkyrie, ertesi gün Undead’e düşüyorsun. Oyununa girince geri dönüşü olmayan yol, aman dikkat.

# Munou na Nana

Valla Munou na Nana bence tam anlamıyla “güven travması” animeye dönüşmüş hali, her bölümde biri daha gitti diye kalkamıyorsun yerinden. Açılışını ilk izlediğimde “tamam tahmin ettim ben bunu” dedim ama ikinci bölümle birlikte tokadı yapıştırdı, “hiçbir şey bilmiyormuşum” noktasına geldim. Karakterlerin psikolojik çatışmaları efsane, resmen herkes ayrı bir dosya konusu. Bu animeyi konuşan çok az, resmen underrated, bitirdi bizi ama kimse farkında değil gibi. Özellikle finaldeki his, hâlâ içimde ukde.

# Isekai no Sata wa Shachiku Shidai

Valla bu Isekai no Sata wa Shachiku Shidai tam “kurumsal kölelik + isekai” karması, bence acı tatlı bir yerden vuruyor. Hem güldürüyor hem de “ulan biz ne yapıyoruz hayatımızla” diye sorgulatıyor, o yüzden ayrı bir tadı var. Isekai klişeleriyle dalga geçerken şirket kültürüne gömmesi hoşuma gidiyor, özellikle işten yanmış olanlar çok başka okur bunu. Öyle aman aman efsane değil ama kesinlikle underrated, yıl sonu fazla mesai depresyonunda açıp okunacak türden.

# Tatakau Shisho: The Book of Bantorra

Valla Tatakau Shisho: The Book of Bantorra tam “herkese göre değil ama seveni çok sever” türünden bir anime. İlk bölümlerde anlaması zor, tempo da tuhaf, ama sabredince öyle hastalıklı bir dünya ve ağır dram açılıyor ki insanın içini oyuyor resmen. Karakterler ilk bakışta soğuk ama arka planları ortaya çıkınca “bu kadar mı acı olur” diye sinirleniyorsun. Bence en büyük gücü, iyiler-kötüler çizgisini silmesi. Müzikleri de karanlık havayı çok iyi taşıyor, genel olarak efsane fikirler barındıran, acayip underrated bir iş.

# UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2

Valla UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2 tam “hocam bunun öncesini bilmeden girilmez” animelerden; Negima geçmişin yoksa yarısı boşa gidiyor gibi. Bence aksiyon kısmı fena değil, immortality konsepti de hoş, ama karakter duygusunu Negima kadar derin veremedi, biraz yüzeysel kaldı. Eski seriye selam çakmaları görünce içim bi tuhaf oldu, nostalji vuruyor. Manga kadar efsane olamasa da animasyonları, müzikleriyle kendini izlettiriyor, yine de potansiyeline göre biraz underrated kaldı gibi.

# Karasu wa Aruji wo Erabanai

Valla Karasu wa Aruji wo Erabanai bence tam “ağır ağır işleyip sonunda kalbini oyan” serilerden. Politik entrika, statü farkı, sınıf gerilimi falan derken araya öyle tatlı diyaloglar, ince mizah sıkıştırıyor ki hiç sırıtmıyor. Özellikle karakter dinamikleri efsane; herkesin birbirine karşı saygı, hayranlık, hafif çekişme karışımı garip bir ilişkisi var. Yavaş tempolu diye elenecek tipten ama bence fazlasıyla underrated; biraz sabredince duygusu, atmosferi, o melankolik zarafetiyle gerçekten bitirdi bizi.

# Shirobuta Kizoku desu ga Zense no Kioku ga Haeta node Hiyoko na Otouto Sodatemasu

Valla bu seriyi okurken hem “şu çocuğu koruyun” diye bağırdım hem de ablalığın bu kadar zor ama tatlı olabileceğini gördüm. Bence karakter dinamikleri çok sıcak; klişe soylu reenkarnasyon işini alıp duygusal bir aile dramasına çevirmişler resmen. Özellikle küçük kardeşle geçen sahnelerde içim eridi, arada komedisini de iyi ayarlıyor. Romantizm bekleyene değil, “iyileştirici” şeyler sevene cuk oturur. Efsane değil belki ama kesinlikle underrated, böyle sakin ama iç ısıtan işlere aç olanları çok güzel toplar.

# Shinobi no Ittoki

Valla Shinobi no Ittoki bence “ortalama ama kendini sevdiren” animelerin kitabı gibi bir şey; ne efsane, ne çöp, tam arada kalmış, o yüzden de biraz underrated. Karakterler bazen klişe, politik ninja muhabbeti bazen saç baş yolduruyor ama bir bakmışsın bölüm bitmiş, akıp gidiyor. Açıkçası duygusal anları beklediğimden daha çok vurdu, özellikle aile mevzuları biraz bitirdi bizi. Çok bir şey beklemeden izleyince daha çok tadı çıkıyor.

# Kaoru Hana wa Rin to Saku

Valla bu seri bizi bitirdi ya, kalbimizi sımsıkı sardı resmen. Kaoru ile Rintaro'nun ilişkisi o kadar saf ve gerçekçi ki, her küçük bakış, her saklanan gülümseme içimi ısıtıyor. Karakter gelişimleri efsane, yavaş yavaş açılan çiçek gibi hissediyorsun. Underrated bir mücevher bence, bu kadar naif ve samimi bir duygu selini nadiren bulursun. Her bölüm sonunda yüzümde aptal bir sırıtmayla kalakalıyorum, bu tatlı zehir bizi mahvetti!

# The God of High School

Manganın o efsane karesini animede görmek tüylerimi diken diken etti.

# Oshi ga Budoukan Ittekuretara Shinu

Eski çizim tarzı olsa da hikaye zamansız bir başyapıt.

# Romantic Killer

Komedi unsurları dördüncü duvarı yıkıyor resmen.

# Heroine Tarumono! Kiraware Heroine to Naisho no Oshigoto

Duygusal sahnelerde gözlerim doldu, karakterlerle kurduğunuz bağ çok samimi.

# Monster

Sezonun en iyi çıkış yapan animesi olmaya aday, herkesin dilinde.

# Akame ga Kill!

Mizah anlayışı bana çok hitap etti, çok eğlenceli.

# Dead Mount Death Play

Bence gelmiş geçmiş en iyi dövüş sahnelerine sahip seri, koreografiler müthiş.

# Sword Art Online

Ses efektleri ve ses tasarımı Oscar almalı.