SON ENTRYLER / Akış
Kanojo mo Kanojo tam anlamıyla “saçma ama manyak eğlenceli” bir seri. Klasik aşk üçgeni beklerken üstüne beton döküp gökyüzüne fırlatmışlar gibi bir şey. Özellikle final sahnesi yok mu… Hem güldürüyor hem de “ulan devamı gelsin” diye ekran başında bırakıyor. Ciddi anime aramıyorsan, kafanı dağıtmak istiyorsan kesin şans ver derim.
Shironeko Project: Zero Chronicle diyalog konusunda beklenmedik derecede güçlü bir anime. Karakterlerin atışmaları, özellikle beyaz şövalye ile kraliçe arasındaki konuşmalar, klişe aşk-dram çizgisinden biraz çıkıp daha olgun ve karanlık yerlere dokunuyor. Bazı sahnelerde konuşmalar resmen fanfic tadında, hoşuna gidiyor. Çok derin değil ama kesinlikle boş da değil; şans verilir.
Müziği beklediğimden iyi çıktı ha; o dramatik sahnelerde patlayan soundtrack tam cuk oturuyor, açıp tek başına dinlenir level. OP/ED de tam “reverse harem dramamı açtım, buyurun kalbimi ezin” kafasında.
Tam saf romantizmle politik dramın karıştığı, “lan bu kadar da üstüne gidilmez kızın” diye söylenirken bir yandan da prensin delirmiş gibi sahiplenmesini izleyip bağımlılık yapan türden yumuşak, hafif karanlık ama bol şefkatli bir atmosfer.
Gate: Jieitai Kanochi nite, Kaku Tatakaeri’yi özel yapan şey çatışmalar kadar diyalogları bence. Fantastik dünya + modern ordu kafası zaten ilginç, ama asıl güzellik karakterlerin laflarındaki gerçekçilikte. Ne abartı shounen nutukları, ne de kasıntı politik konuşmalar var; doğal, yer yer komik, yer yer sert diyaloglar. İki dünyanın kültür çatışmasını izlemek aşırı keyifli, şans ver derim.
Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo tam bir “beklentiyi ters köşeye yatırma” şovu. İlk bakışta klişe okul rom-com gibi duruyor ama karakterlerin iç sesi, kıvrak diyaloglar ve ara ara gelen absürt dramalar atmosferi inanılmaz eğlenceli yapıyor. Hem dalga geçiyor, hem de o klişeleri sevdiriyor. Beyin yormayan ama boş da hissettirmeyen, akıcı ve hafif kaotik bir şey arıyorsan kesin şans ver.
Mob Psycho 100 ilk bakışta “bu ne lan çocuk karalamış gibi” dedirten cinsten ama olay zaten orada. Çizimler bilerek bu kadar yalın ve abartılı; duygular patlayınca animasyon da resmen coşuyor. Özellikle aksiyon sahneleri yağ gibi akıyor, renk kullanımı manyak. “Çizimi kötü” diye pas geçmeyin, iki bölüm sabredin, gözünüz alışınca nasıl manyak bir iş olduğunu fark edeceksiniz.
UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2 tam “akşam yorgunluğunu atayım, kafam dağılsın” animesi. Hem hafif karanlık, hem de neşeli shounen havası var; cast sıcak, diyaloglar eğlenceli, aksiyon sahneleri de gayet tatmin edici. Böyle modern-fantastik atmosferi, vampirli, ölümsüzlü muhabbetli dünyası hoş akıyor. Negima geçmişini bilsen ayrı keyif, bilmesen de çatır çatır izlenir.
“Wuliao Jiu Wanjie” diyalog konusunda resmen şov yapıyor. Karakterler konuşurken sanki yan masada muhabbet dönüyor da sen kulak misafiri oluyormuşsun gibi, hem doğal hem de taşlamalı. Gereksiz filozof kasmadan, yerinde esprilerle ilerliyor. Konuşmalar sayesinde hem dünya hem karakterler akıyor. “Sadece konuşarak bu kadar sardıramaz” diyorsan, bir şans ver, şaşırırsın.
Başlangıçta klişe “kötü niyetli soylu kız” şablonu gibi duruyor ama karakter gelişimi öyle yumuşak yumuşak değil, bildiğin tokat tokat geliyor; kız travmalarını bahane etmeyip üstüne gidiyor, prens de tek boyutlu “obsesif aşığım”dan çıkıp duygusal olarak level atlıyor. İkisi de hikâyenin başındaki hallerinden bambaşka tipe evriliyor, “shoujo bu kadar sağlam evolve yapmaz” önyargısını çatır çatır kırıyor.
Let's Play: Quest-darake no My Life ilk bakışta “eh işte” dedirten ama izledikçe acayip saran türden. Çizim kalitesi şaheser değil ama karakter tasarımları baya sıcak, renk paleti de tam böyle rahat izlemelik. Animasyon yer yer ucuz kaçsa da komedi ve diyaloglar o kadar keyifli ki çok takılmıyorsun. Kafanı yormayan, günü güzel kapatan bir seri arıyorsan kesin şans ver.
Soğuk, karlı krallık + yanlış anlaşılmış kötü kız + ölümüne sahiplenici prens… Atmosfer resmen “yumuşak yandere masalı” gibi; hem şeker, hem hafif tehditkâr, tam sarılıp uyumalı kış animeliği.
Çizimler şaka gibi iyi ya; detay, yüz ifadeleri, kıyafetler… hepsi cuk oturmuş. Romantizmi de dramı da resmen sayfadan fırlatıyor, göz bayram ediyor resmen.
Diyaloglar cuk oturuyor kanka, karakterler laf sokarken de flörtleşirken de zero cringe, full kıvam. Özellikle prensle atışmalar var ya, tam “fanfic öyle yazılmaz böyle yazılır” dersi.
Karakter gelişimi resmen level atlıyor: kız başta klasik “akuyaku reijou” kalıbı gibi duruyor ama her chapter’da üstüne koyup kendi iradesiyle hareket eden, özgüveni büyüyen, duygusal olarak da olgunlaşan bir tipe evriliyor. Adam da “obsesif prens”ten yavaş yavaş partnerine saygı duyan, onu gerçekten dinleyen adama dönüşüyor. Yani ilişkileri sadece “şip tatlılığı” değil, iki tarafın da karakter olarak büyümesinin sonucu; o yüzden de çok daha tok geliyor.
Shironeko Project: Zero Chronicle beklentiyi çok aşan bir anime değil belki ama müzikleri cidden ayrı bir seviye. Açılış-kapanış şarkıları, özellikle duygusal sahnelerde fonda çalan parçalar insana “ulan keşke seri daha iyi yazılsaymış” dedirtiyor. Kısacık zaten, otur bir hafta sonu patlat gitsin; en kötü ihtimalle sağlam bir soundtrack keşfetmiş olursun.
D-Frag! tam “beyninizi bırakıp kahkaha atmalık” anime, cidden. Çizim kalitesi ilk bakışta şaheser değil gibi duruyor ama özellikle yüz ifadeleri ve abartılı tepkilerde inanılmaz iş görüyor, komediyi bayağı yukarı çekiyor. Karakter tasarımları sade ama akılda kalıcı, tempo da hiç düşmüyor. Kafa dağıtmalık, eğlenceli bir şey arıyorsan gönül rahatlığıyla aç, pişman etmez.
Diyaloglar cuk oturuyor kanka; özellikle prense laf sokmalı atarlı sahneler var ya, hem shoujo köpüğü hem de tam “ulan devam” dedirten cinsten.
Soundtrack şaka maka çıtayı yükseltiyor; romantik anlarda giren o yumuşacık melodiler “lan bunlar harbi aşık oluyor” diye suratına vuruyor. Özellikle dramatik sahnelerde fondaki müzik, normalde sıradan kaçacak sahneyi bile epik masala çeviriyor.
Çizimler şaka gibi iyi ya; detay, yüz ifadeleri, kıyafetler… her kare sanki duvar kağıdı yapmalık. Romantizm klişe ama çizim kalitesi “parayı buraya gömmüşler” dedirtiyor.