SON ENTRYLER / Akış

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Çizimler öyle temiz, öyle şık ki her panel ekran görüntüsü alıp duvar kâğıdı yapmalık; karakter tasarımları da tam “göz zevkine hizmet” kıvamında, akıyor resmen.

# D-Frag!

D-Frag! tam beyin dağıtmaca komedi, ama esas sürpriz müziklerinde. Açılış kapanış zaten deli gaz, aralarda çalan BGM’ler de sahnelerin saçmalığına cuk oturuyor. Özellikle komik kovalamaca anlarında giren o abartılı soundtrack’lere bayıldım. Kafayı boşaltmak, gülerken de kulaklarının bayram etmesini istiyorsan, bunu aç izle gitsin.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Soundtrack tam “şeker gibi isekai” kıvamında: hafif, romantik, masalsı… Ama itiraf edelim, öyle akılda kalıcı, yıllar sonra ıslıkla çalmalık bir parçası da yok; sahneyi güzel süslüyor, o kadar.

# D-Frag!

D-Frag! tam “lan bi bölüm daha izleyeyim” derken pat diye biten, ama özellikle final sahnesiyle “devamı nerede bunun?” diye duvara baktıran anime. O son sahnedeki gaz, karakterlerin enerjisi ve yarım bırakılmış hissi yüzünden insanın mangaya koşası geliyor. Komedi seviyorsan, absürt diyaloglara bayılıyorsan ciddi ciddi şans ver, pişman olmazsın.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Çizimler tam şeker: detay iyi, yüz ifadeleri cuk oturuyor, erkek karakterler de “prens” gibi, tek tük panelde anatomiler kayıyor ama genel olarak göze çok tatlı geliyor.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Diyaloglar cuk oturuyor kanka; klişe laf beklerken karakterler topu sektirip smaç basıyor resmen. Özellikle prens–vilainess atışmaları var ya, hem şeker hem zehir, okurken yüzünde sırıtma kilitleniyor.

# Shironeko Project: Zero Chronicle

Shironeko Project: Zero Chronicle’ın çizim kalitesi baya underrated bence. Özellikle gökyüzü sahneleri, renk paleti ve karakter tasarımları “ucuz mobil oyun animesi” seviyesinin üstüne çıkıyor. Bazı yerlerde animasyon düşüyor, kabul, ama genel atmosfer o kadar hoş ki göze batmıyor. Fantastik, hafif dramlı bir şeyler arıyorsan bi şans ver, pişman etmez.

# UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2

UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2 tam anlamıyla “eski shounen ruhu” kokuyor; macera, aksiyon, hafif ecchi, yer yer duygusallık hepsi paket halinde. Evreni geniş, karakterleri sempatik, dövüş sahneleri de gayet tatmin ediyor. Özellikle vampir – ölümsüz muhabbetleri hoş bir karanlık hava katmış. Çok derinlik beklemeden, kafa dağıtmalık, tempolu bir seri arıyorsan şans ver derim.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Diyaloglar tam “şeker kaplı zehir” kıvamında: tatlı tatlı laf sokma, prensle flörtleşirken araya sıkıştırılan sarkastik cümleler falan… Hiç boş muhabbet yok, her konuşma ya karakter açıyor ya da gem batırıyor. Okurken ister istemez “ulan bir sahne daha” diye diye gidiyorsun.

# Kanojo mo Kanojo

Kanojo mo Kanojo ilk bakışta saçma bir harem komedisi gibi duruyor ama karakter gelişimi şaşırtıcı derecede tatlı ilerliyor. Naoya’nın ilişkileri yürütme çabası, kızların kıskançlık-özgüven gelgitleri, aralarındaki dürüstlük ve çatışmalar derken herkes ufak ufak değişiyor. Hem güldürüyor hem “ulan bunlar gerçekten uğraşıyor” dedirtiyor. Düşünmeden aç, beyin dinlendirmelik ama boş da değil.

# Shironeko Project: Zero Chronicle

Shironeko Project: Zero Chronicle beklediğimden daha karanlık çıktı, ama esas olay müzikler kanka. Açılış ve kapanış şarkıları resmen “epik melankoli” dersi veriyor, sahnelerin duygusunu iki katına çıkarıyor. Özellikle savaş sahnelerinde fonda çalan orchestral müzik tüyleri diken diken ediyor. Hikâye için değil, atmosfer ve soundtrack için bile şans verilir bu animeye.

# Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo

“Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo” ilk bakışta klasik harem gibi duruyor ama mizahı cuk oturuyor, asıl olay da müziklerde patlıyor. Açılış ve kapanış şarkıları tam “lan bir bölüm daha izleyeyim” dedirten türden, yer yer duygusal, yer yer tam anime goygoyu. Özellikle ending’i birkaç kez üst üste dinlersin, fark etmeden. Boş vaktin varsa aç, kafa dağıtmalık ilaç gibi gidiyor.

# Seishun Buta Yarou wa Bunny Girl Senpai no Yume wo Minai

Seishun Buta Yarou’yu izlerken en çok çarpan şeylerden biri müzikleri oldu abi. Açılış kapanış zaten tam “hüzünlü ama tatlı” ayarında, aralara serpiştirilen piyano ve sakin tınılar sahnelerin duygusunu öyle güzel taşıyor ki, normal lise dramasını bile başka seviyeye çekiyor. Romantizm, dram, hafif kafa yakma seviyorsan, sırf soundtrack için bile şans verilir bu animeye.

# Gate: Jieitai Kanochi nite, Kaku Tatakaeri

Gate bence çoğu kişi tarafından hafif alınmış ama diyalogları şaşırtıcı derecede keyifli bir seri. Özellikle askerlerle “öte dünya” halkının atışmaları, kültür farkı muhabbetleri bayağı eğlendiriyor. Politik geyikler, pazarlık sahneleri, taktik konuşmaları derken konuşma ağırlıklı bölümler bile sıkmıyor. Eğer muhabbeti bol, askeri-fantastik karışımı bi’ şey arıyorsan kesin şans ver.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Çizimler öyle temiz, öyle parlıyor ki her panel duvar kâğıdı gibi; shoujo diye geçme, detay kalitesi manyak seviyede.

# Akuyaku Reijou wa Ringoku no Outaishi ni Dekiai sareru

Başta klasik “kötü kadın” klişesi sanıyorsun ama kızın suçluluk duygusundan özsaygı kazanımına geçişi öyle akıcı ki fark etmeden “lan bu kız büyüdü ha” noktasına geliyorsun. Erkek tarafı da düz beyaz atlı değil; takıntılı, kırılgan, öğrenen bir herif ve ikisinin beraber olgunlaşmasını izlemek baya tatmin ediyor.

# Let's Play: Quest-darake no My Life

Let’s Play: Quest-darake no My Life ilk bakışta “ucuz isekai” diye geçilecek gibi duruyor ama çizim kalitesi şaşırtıcı derecede tatlı ve temiz. Renk paleti yumuşak, karakter yüz ifadeleri de bayağı canlı, komediyi güzel taşıyor. Öyle uçuk sakuga beklemeyin ama göze batacak bir ucuzluk da yok. Hafif, kafa dağıtmalık bir şey arıyorsan bir şans ver, akıyor.

# Seishun Buta Yarou wa Bunny Girl Senpai no Yume wo Minai

Seishun Buta Yarou, ilk bölümden “lan bu hava başka” dedirten türden bir anime. Melankoliyle tatlı mizahı öyle güzel harmanlıyor ki, ne tam dram ne tam komedi; ikisinin arasında, gece yarısı sokakta tek başına yürür gibi bir atmosferi var. Diyaloglar zeki, karakterler doğal, kafa yormayı seviyorsan çok tatlı sarıyor. Şans ver, ilk üç bölüm kararını değiştirir.

# Mob Psycho 100

Mob Psycho 100 öyle bi atmosfer yakalıyor ki, hem aşırı absürt hem de garip şekilde huzurlu. Renkler, müzikler, animasyon derken ekran resmen üstüne atlıyor. Bir yandan deli gibi komik, diğer yandan ummadığın yerden duygusallaşıyor. “Shounen klişesi” diye başlıyorsun, “ulan bu baya iyiymiş” diye bitiriyorsun. Aç, iki bölüm dene; devamı zaten kendiliğinden geliyor.

# Shironeko Project: Zero Chronicle

Shironeko Project: Zero Chronicle öyle “efsane senaryo” beklentisiyle girilecek bir anime değil ama atmosferi gerçekten çekiyor. Gökyüzü krallığı, karanlık diyarlar, o masalsı ama hafif karanlık hava… Müzikler de cuk oturuyor, o melankolik hissi güzel veriyor. Aç kafanı dağıtmalık, görselliği ve havası için bile şans verilir, akıp gidiyor.